22 Eylül 2011 Perşembe

Köprü

Köprü; nehir ya da vadi gibi geçilmesi güç bir engelin iki kıyısını bağlayan bir yapıdır.

Tanımında bile olan çarpıcılık ve merakımdan dolayı köprülerden biraz bahsetmek iki çiftte kelam etmek istedim. Genellikle en kolay ulaşım yoludur karşıya geçmenin hatta bazen de tek yoludur. Gidilecek yere, varılacak noktaya, ulaşılmak istenene. Boğaziçi köprüsünün eşsiz güzelliği keza Fatih Sultan Mehmet köprüsü, Brooklyn ya da Golden Gate Köprüsü, Tower Bridge Köprüsü ya da kanalları ve onları bağlayan köprüleri ile meşhur Amsterdam -ki kendisini görmek daha nasip olmadı en yakın zamanda görülecek- aklıma ilk gelenlerden.

Hayatımda nokta atışı kararlarımdan biri olan Cambridge de yaşama kararımın da nedenidir köprüler. İngiltere ye gitme kararı -başka bir yazımda tüm yönleri ile bu konuya parmak basacağım-ve şehir seçimini yapma sürecinde bana ismi ile ilham vermiştir. “Cam” ve “bridge” olarak hecelerine ayırdığımızda –ki burada hep bir ağızdan caaam ve briç diyebiliriz- anlaşıldığı gibi Cam nehri üzerinde bulunan sayısız irili ufaklı, uzunlu kısalı, tarihi yeni köprülerden ismini alır.

Bu fotoğraftaki köprü benim için en özel olanıdır. Çok daha ihtişamlı ve görece güzel olan başka bir köprünün altından geçerken fotoğrafladığım matematik köprüsüdür. Aslında resme baktığınızda eminim sevgili okur içinden neyi farklı ki tahta, sıradan bir köprü diye düşünüyorsundur. Ben ilk gördüğümde böyle düşünmüştüm. Ama hikayesini dinleyince öyle olmadığını anladım. Kendisi Isaac Newton tarafından bizzat yapılmıştır. Newton 1749 da köprüyü yaparken çivi, vida, cıvata yada herhangi bir hafriyat  zarurat hiç bir şey kullanmamıştır. Köprüyü oluşturan tahtaları nasıl bir araya getirdiği bilinmemekle birlikte yapılan üç boyutlu mimari çalışmalarla bile köprüyü parçalayıp tekrar yapımına çalışan Cambridge profesörleri ve akademisyenleri tarafından aydınlatılamamıştır.

Tıpkı ikili ilişkiler gibi…

Arkadaşlarımız, dostlarımız ya da sevdiğimiz kişiyle aramızda köprü ya da köprüler kurarız. Çünkü herkes birbirinden farklı paralel evrenlerdir. Kurulan köprüler; iletişime geçmek, anılar oluşturmak, sevgini akıtmak, paylaşımlar yaratmak içindir. Kimi zaman Cambridge gibi zamanla artan birçok köprü ile kimi zaman da İstanbul gibi sadece 2 köprüyle yaparız bunu. Yaşanmışlıkla ya da paylaşımla ilgili de değildir bu kişiliklerle ilgilidir köprü ve/veya köprüler inşa edilmesi.

Köprülerin sağlamlığı ise yaşanmışlıklarla ilgilidir. Oluşturduğun anılar, ortak zamanlar, paylaştıkların köprünün güçlü temellerini oluşturur ve güvenle yürümeni sağlar. Tıp ki söylenen sözler, yapılan konuşmaların köprülerinizin temellerini derinden sarsacağı gibi. Zaman içerisinde bin bir emek ve özenle inşa ettiğin, şıkır şıkır ışıklarla süsleyip güzelleştirdiğin, meraklı bakışların onu görmek ve fotoğraflamak için can attığı köprünü bir konuşmayla yıkılabiliyor ya da yıkabiliyor olman gibi.

Bu durumdan sonra sen tekrardan aynı kalıplarla, aynı güzellikte orijinalini inşa etmeye uğraşsan da boşunadır. Çünkü sen ne kadar denesen de bütün olasılık hesaplarını yapıp, en iyi projeyi üretiyor olsan da hep bir şeyler eksik kalacak ve olmayacaktır. Yaptığını düşündüğünde yanılsamalardan öteye gitmeyecektir. Artık sana düşen sadece geri kalan yıkıntılara bakmaktır.

Telafi, düzeltme gibi sözcükler asılsızdır sevgili okur. Bir kere söylenmişse sözcükler, kurulmuşsa talihsiz cümleler, yapılmışsa yanlışlar, acıtılmışsa karşıdaki ve yanmışsa köprüler bir daha aynı şekilde o köprüyü inşa edemezsiniz. Tıp ki matematik köprüsü gibi.  Tahtalar yerinden oynamışsa ve bozulmuşsa köprünüz tekrar bir araya getiremezsiniz.

Bundan sonra eğer şanslıysanız yeni inşa edilmiş diğer bir köprüden karşıya geçmeye çalışacaksınızdır ya da yakılan köprünün enkazına bakmaktır size düşen.

http://youtu.be/0HP-C6qc3Ms


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki kelamda sen et!!